• 00 00

    1287.
    yepyeni bir gün. gelsene burda su boyu geçmiyor.
    #35987432 :)
  • hollandada eylemin engellenmesi

    2.
    recep tayyip erdoğan tezahüratlarından sonra kapattığım canlı yayın.

    şimdi anladınız mı dış ülkelerde nasıl bir türkiye görüntüsü var.
    #35987324 :)
  • ygs ye gireceklere tavsiyeler

    756.
    kimliğinizi unutmayın.
    stres yapmadan sabah yapabildiğiniz en az sıvı tüketilmiş kahvaltınızı yapın.
    bir ufak su şişesi alsanız yeter çok içmeyin ama.
    zamana karşı yarıştığınızı unutmayın ama bunu da algınızı dağıtacak şekilde kendinize yansıymayın.
    hayatın sonu falan değil, her şey sizin elinizde.
    hadi öperim gözlerinizden
    uyuyun şimdi.
    #35986788 :)
  • essy

    976.
    Tırşık banyosu yaptırmalı.
    #35983411 :)
  • oytunkaran

    5419.
    Üst kattaki komşumun ergen kızı olabilitesi yüksek yazar.
    Dün akşam komşularım bir düğüne giderken kapıda denk geldik anladığım kadarıyla kız evde tek kalmıştı. Eve çıktıktan sonra Aynı anda oytunkaran deli gibi entry giriyorken yukarıdan evet evet evet evet sesleri geliyordu. Arada bir ; daha hızlı lütfen repliği kafamı karıştırmadı değil ama olayın peşindeyim.
    #35981392 :)
  • yazarların söylemek istedikleri

    222.
    Bir kalbim vardı, anasını siktiniz. Hayırlı cumalar.
    #35981291 :)
  • dört türk takımının eurocup ta yarı finale kalması

    10.
    Yakın Doğu üniversitesinin alacağını düşündüğüm turnuva. Kadro olarak en iyi durumdaki takım şu anda o dörtlüde. Ve gerçekten tarihi bir başarı sanırım bir ilktir aynı ülkeden dört takımın kupayı yarı finalden kapatması.
    #35981183 :)
  • şu an online yazarlar ne yapıyor

    307.
    0:00 0:09
    #35978996 :)
  • fenerbahçe bayan basketbol takımı

    80.
    euroleague çeyrek final mücadelesi 2.ayağında berbat bir oyunla 3.periyotun bitmesine 1.38 kala avenidaya karşı 62-40 geride oyunu sürdürüyorlar. şu an itibari serbest atış atmaktan bile aciz bir şekilde oyun oynuyorlar.
    #35977869 :)
  • 10 mart 2017 anadolu efes brose bamberg maçı

    6.
    şaka gibi bir maç. kendi evinde iddiasız bambergten oynadığın güzel ilk periyota rağmen bu farkı yiyip yenemiyorsan yanlış giden bir şeyler var demektir bu takımda. özellikle 2.periyotun başında yediği 16-0 lık seri beni dumura uğratmıştır. 4 dakikada 16-0 seri ne demektir ya. play off kovalayıp böyle hedef maçlarında yenilen bir takımın yerini daçkaya bırakması daha adil olabilir belki de.
    #35977224 :)
  • yazarların içtiği sigaranın markası

    197.
    1994 ten bugüne kadar kırmızı kısa marlboro.

    ben ve benim gibi salaklar sayesinde bir çok köye yol, su, elektrik gitti diye teselli edebiliyorum kendimi.
    #35976179 :)
  • dempatik

    95.
    entrylerinden derlediğim kadarıyla müzik zevki güzel olan bir yazar. kıyıda köşede kalan ne varsa bir güzel cımbızlayıp heybesine atmış ; günden güne çıkarıp dağıtıyor.

    bir de düzensiz yazmayı tarz edinmiş kendine ama burdan bakınca çok da kötü durmuyor.
    #35975600 :)
  • saçtaki ilk beyaz saç teline verilen tepki

    66.
    sana da günaydın, hoşgeldin.
    #35975518 :)
  • abi az sonra para hesabında diyen esnaf

    1.
    iş yaptığınız para beklediğiniz ama o parayı bir türlü göndermeyen esnaftır.

    şimdi bunları küçük ve orta ölçekli işletmeler olarak düşünmek lazım. çünkü büyük ölçekli işletmede kurumsallık esas alınmış ödeme günleri uzun dahi olsa hangi gün hangi saatte paranın yatacağı çok bellidir.

    ama diğer iki kısıma giren yavşak türü esnaflar ; iş yaptırana kadar götünüzden ayrılmaz. iş yapıldıktan sonra ilk etapta 1 hafta 10 gün süre verirsiniz. akabinde aradığınızda haftaya hallediyorum cevabını alırsınız. ama o hafta bir türlü gelmek bilmez. çünkü anneleri hariç orospu çocukluğu bir yaşam biçimidir bu tarz insanlar için. mesela örnek verecek olursak ;

    yaklaşık 3 aydır sadece 3300 tl alacağım olan bir esnaf bu hafta çark etti. dedi ki perşembe günü ödeyeceğim. eyvallah abi dedim. dün aradım bugün para yatmayabilir dedi cuma kesin hallederim. eyvallah dedim. bu tarz yavşak esnaf zaman kazanmak açısından cuma namazını da kılıp vakit kazandığı için cumadan sonra aradım. dedi ki saat 4 te. tam saat 4 te aradım hesap numaramı aldı. heyecanlanmadım değil bir an.

    neyse baktım saat 5 gelen giden yok aradım para garanti gelecek yollayacağım dedi. abi dedim aynı bankadan mı çalışıyorsunuz adamla ? evet dedi. demin mesaj attım abi saat 6 yı geçti cumaları mı karıştırdın diye. cevap dahi vermedi. bu entry i yazmaya başlamadan önce aradım meşgule attı. bende şöyle bir mesaj yazdım ;

    - abi al o parayı münasip bir tarafına sok. ben pazartesi seni icraya veriyorum üstüne de alamadığım paranın %20 30 u neyse yatırıp ihtiyati hacizle gelip çatır çatır alacağım. bu arada hayırlı cumalar abi tekrardan.
    #35975042 :)
  • çocuk odasına sahip olmamış çocuk

    99.
    çocuk olamamış çocuk gelinlerin olduğu bir ülkede pek de önem arz etmeyen durumdur.
    #35974851 :)
  • hayallere sığmayan gerçekler

    8.
    bu kadar kısa zamanda hayal etiğim ama gerçekleşmesi en çok beni şaşırtacak bir gelişme yaşamıştım. yaklaşık yarım saat sitenin içinde bunların oturduğu apartmanı karşıdan gören bir bankın üstünde oturdum. aslında hangi evde kalıyordu onu bile bilmiyordum ama karşı pencerelerde bir hareketlilik olur düşüncesi ile bekledim. sonra kalktım canım yürümek istedi. bir taraftan da kalktıktan sonra kulağım telefondan gelecek bir mesaj sesine kilitlenmişti.

    dolana dolana yürüdüğüm yollardan eve geldim abim daha ayakta idi ama çoktan alkol kandaki üstünlüğü ele geçirmiş radyoda çalan ;

    bir kızıl goncaya benzer dudağın şarkısı eşliğinde son kadehi olduğunu tahmin ettiğim rakısını yuvarlamakla meşguldü. bana baktı bir göz kırptı. bir şey yok dedim, film güzeldi. bence sende git izle. pek konuşmadık zaten konuşulacak hali de yoktu.

    o uyuyunca ben balkona çıktım. belki o zamanın bize izin verdiği kadar cesurduk ya da aslında gençler hep benden bir adım önde idi. anlatmak istediğim ; bir öpücük benim için büyük anlamlar ifade eden bir gelişme idi. belki yerimde başkası olsa çoktan sevişme hayallerine dalmıştı ama bünyem benim bunu yapmama izin vermiyordu o zamanlar. balkonda otururken mesaj atıp atmamak arasında kaldım ama ne yazacağımı bilemediğim için hiç bir şey yazmadım. kalktım efkarımı dağıtsın diye bir duble rakı koydum içmeyi beceremeyince de döktüm. dolaptan bir bira aldım sigaramı yakıp yıldızlar arası bir oyun oynamaya başladım. sonrasında uyuyakalmışım. kalktığımda saat sabahın 5.30 u idi. gözüm hemen telefona kaydı ama değişkenlik gösteren herhangi bir durum yoktu. gittim ve ertesi sabaha düşünmek üzere 3 saatlik bir uykuya daldım.

    sabah diğer günlerden farksız başlamıştı ; rutin hızlı geçiştirilen bir sabah kahvaltısı akabinde abimin iş yerine gidiş süreci. aslında sabah hayatımdaki diğer günlerden çok da farklı başlamıştı ; hep o istediği pilli arabayı almış ama kumandasını kullanmayı bilmeyen çocuk gibiydim. kime ne anlatabilirdim ki ? kim vardı diye düşündüm abim, esra, teyzem, diğer kuzenim. ama hiç biri şu an bu konuyu konuşmak istediğim insanlar değildi. o anda kendi mahalleme yıkık evin duvarına ışınlanıp geri gelmek istedim. hemen arkadaşlarımı çağırır konuşur bir akıl alırdım ve eminim ki ciddiyetle dinlerlerdi. bu sırada esra da geldi iş yerine hızlıca gelip fazladan enerjik bir tavırla bana sarılıp ;

    - biliyor musun yarın akşam buraya geliyor orhan. orhan sevgilisinin ismi idi. sevindim senin adına diyebildim.

    senden bahsetmiştim dedi. seni tanımak ister, kıskançtır biraz da dedi gülümseyerek. aman dedim dayak yemeyelim sonra çocuktan gülümseyerek. ayrıca dedi bir iki insan daha tanırsın. hem sen akşamları ne yapıyorsun ki canın sıkılmıyor mu ?

    - yok dedim. oturuyoruz abim içiyor bende bir iki duble onunla yuvarlıyorum, şarkı dinliyoruz, yemek yapıyoruz yani keyfim şimdilik iyi zaten yakın zamanda da dönerim dedim. aslında ona aylini anlatmak için en uygun zaman diliminin o an olduğunu çok sonradan anlamıştım. ama anlatmadım.

    öğlen yemeği vakti geldiğinde bende bir hareketlilik yoktu. ilk hareketin aylinden gelmesine karar verdim. aslında yaptığı hamleden sonra özür dilemese hareket tarzımı geliştirebilirdim fakat o iki kelime olayın akışını benim kafamda değiştirmişti tümüyle.

    ertesi sabah rutin hareketlilik ve sessizlikten sonra akşama doğru abime ;

    - abi esranın arkadaşları gelecekmiş. ben eve gideyim de duş alıp hazırlanayım tanışayım hem bana da değişiklik olur dedim ve kalktım. aslında iş yerinde olmamın da ekstra bir katkısı yoktu ; pc başında solitaire oynamak harici tek katkım çalışanları işten alıkoyacak şekilde goy goy yapmamdı. eve giderken aşkı düşündüm ;

    kimsesiz bir duygu idi bana göre. insanların temelinde arkadaşlık veya dostluk yatan ilişkilerinin kırıntılarını bile yok edecek kadar acımasız bir duyguydu. düşünsenize beraber bir çok şeyi yapmaktan keyif aldığınız insan bir anda sesini dahi duymak istemediğiniz bir canlıya dönüyordu. hayatım boyunca kaç kişiyi kaybederim acaba diye düşünürken telefonuma bir mesaj düştü ;

    bu akşam müsait değilim ama sabah görüşelim olur mu ? sanırım beni yanlış anladın. evet gelen mesaj aylinden gelmişti. ve beni mutlu etmesi gerekirken iyice umutsuzluğa sürüklemişti. sadece 'olur' ve 'saat kaçta' demekle yetindim. aslında yarın sabah onu görecek olmak da bir yandan iyi gelmişti. bir an önce bu akşam geçsin istiyordum artık.

    hazırlandım esranın bana verdiği cafeyi buldum. yanında benden biraz kısa ama iyi giyimli yakışıklı bir erkek vardı. orhan olmalıydı. tüm mütevaziliğim ve gülümsemem ile geldim ve merhabalaştım. 10 15 dakika sonra isterseniz sizi yalnız bırakayım kaç zamandır görüşmediniz zaten. sanki rahatınızı bozuyorum gibi hissediyorum dedim. ama orhan hoş sohbet bir çocuktu korktuğum gibi beni dövmeye de kalkmamıştı. işin esprisi idi bu tabi ama kıskanmasına sebep olacak bir yakınlığımız olmadığını görmesi ve gevşemesi beni de onları da rahatlatmıştı. o esnada esra hızlıca lafa girdi ;

    - olur mu ya öyle şey zaten başka arkadaşlar da geliyor.. aa hatta girdiler bile cafeden dedi ve elini salladı heyecanla yüzünde koca bir gülümseme ile.. arkamı dönüp baktığımda el ele tutuşmuş bir kız bir erkek bize doğru ilerliyorlardı. erkek oldukça heyecanlı ve mutlu kız ise biraz gergin gibiydi. erkeği tanımıyordum ama kızı gözüm hemen ısırdı ;

    gelen aylindi. yanında sevgilisi olduğunu düşündüğüm kişi ile..
    .
    #35973325 :)
  • kafakoparanus

    416.
    Senin düşüncene uymayan insanları eleştirmek özgürlük ama seni eleştirmek aynı özgürlük kapsamında değilse ; özgürlüğünü de al git dediğim yazardır.

    Ayrıca Yaş ; Tek başına bir hürmet sebebi değildir.
    #35972466 :)
  • uludağ sözlük samimiyeti

    15.
    demin sözlük kasıp başka mecralarda dolaşırken farkettiğim samimiyettir. evet gerçekten burda bir samimiyet var diğer yerlerde olmayan. nasıl anlatılır ki hani bir kız sorar beni neden seviyorsun diye aslında nedeni de yoktur da dersiniz ya ;

    gülüşünde diğer kızlardan daha farklı bir şey var.

    işte o fark burasının samimiyetini yansıtıyor.
    #35969671 :)
  • hayallere sığmayan gerçekler

    7.
    o gecenin sabahına erkene kurdum saati. 7.30 da kalkmış duşa girmiş amacım alelacele giyinip abime yakalanmadan evden çıkmaktı. ki öyle de oldu. yıllardır aldığı ağır alkolle sabahları erken kalkamayı kendine huy edinmiş bir adamdı. bir not bıraktım başucuna ;

    - abi akşam iş çıkışı beni teyzemden alır mısın? böylece hem merak etmez hem de rahatça dolaşabilirdim aylinle üstümde bir baskı hissetmeden.

    evden çıkıp hızlıca bir taksiye atladım. adresi verdim. saat 8.20 gibi söz verdiğimiz yerdeydim. mesaj atıp atmamak arasında ikilemde kalmama rağmen atmayıp beklemeyi tercih ettim. 20 dakika falan geçmişti üst üste 3 .sigaramı yakarken apartmanın kapısında göründü aylin. oldukça sıcak bir şekilde merhabalaştık ve dedim ki ;

    - rehber sensin hadi bakalım düş önüme.

    - bence konyaaltına kadar yürüyelim hava çok güzel hem bacaklarımız açılmış olur dedi. itirazsız kabul ettim zaten.

    - geceden pek eser kalmamış, oldukça iyi gözüküyorsun dedim. aslında dedim denk de geldi dün abim bir yere söz vermişti gitmemem hoş olmazdı dedim.

    - ya sorma dedi. aslında ben benim için çok önemli birisinin yemeğini kaçırdım. ama telafi edeceğim en yakın zamanda aklımda güzel planlar var belki bakarsın dahil olursun dedi. elbette seve seve dedim elimden bir şey gelirse adresim aynı dedim.

    gülüştük. bu sefer yol boyunca ben anlattım durdum ayline. aile yaşantım çok insana karmaşık gelebilirdi. bir ailede büyüdüğünüz ortamı kendiniz benimsiyor kabulleniyorsunuz ama karşı taraftaki insanlar eğer çekirdek aile kavramından gelmiş insanlarsa anlayabilmekte zorlanıyorlar. kardeşlerimi anlattım hatta almanyada benden 3 ay küçük bir kardeşim olduğunu, aynı dili bile konuşamadığımızı ve en başta kabullenmenin zor ama babamın hatalarından dolayı kardeşimi yargılama hakkım olmadığını anlattım. mahallemi anlattım, üniversitedeki ilk yılımı, en sevdiğim kitabı, şairleri, şiirleri anlatıp duruyordum. açılmıştım artık tutukluk yapmamaya başlamıştım. sanırım 40 dakikaya yakın dolana dolana yolu uzatarak yürüdük. en sonunda ahşap masaları ve oturakları olan denizi yüksekten gören bir yerde oturmaya karar kıldık.

    orda otururken ilk defa detaylı bir şekilde yüzünü inceleme fırsatım oldu. çıkık elmacık kemikleri vardı, hafif çilli bir suratı, kan kırmızısı ve ne kalın ne ince diyebileceğim dudakları. gözleri bal rengi olmalı diye düşündüm o an. aslında o sabah teyzemde onu gördükten sonra aklımda ferah falan kalmamıştı. çoktan yeni duruma adapte olmuş iki günde oldukça aşama kaydetmiştim. belki hızlı gelişen bir şeyde yoktu. kendi kendime inanmak istediğim bir mizansendi tüm yaşadıklarımız. yani kız kabalık olmasın diye beni bir yemeğe davet etmiş. gidemeyip kahvaltıya davet ettiğim için de gene kibarlığından kıramamıştı. çünkü bazı insanlar hayır demeyi beceremezler.

    yaklaşık 2 saate yakın oturduk orda. öğlen sıcağı başımıza vurmaya başlamıştı. hadi gel dedi bildiğim güzel bir kitapçı var gezmek ister misin? elbette dedim. kitapçıda dolaşırken bir kitabı eline aldı. çok istiyorum bunu okumayı dedi bana döndü gülümsedi yerine koydu. bende ardından kitabı koyduğu yerden aldım. henri charrierenin kelebek ismini verdiği bir kitaptı. ileride bir gün bana kitabı geri verecekti ve verdiği gün içine şu notu yazacaktım ;

    - seni sevdiğim için bu kitabı sana veriyorum. böyle yazacak ve kitabı benden kalan son anı olarak ona iade edecektim. ama o gün sadece arkasından dolandığım kitapçıda bir jest olarak almış onu biraz utandırmştım sanırım. kesinlikle beni yönlendirmek gibi bir niyetinin olmadığını söylemişti. şimdi düşünüyorum da bir kitaba utangaçlık duyan kızların samimiyeti ne yazık ki günümüzde pek kalmadı.

    çıktık bir kahve ısmarlayayım madem dedi.gene onun rehberliğinde güzel sessiz bir mekana gittik. bu sefer o anlattı ben dinledim. anladım ki o an dinlemeyi sevecektim aylini.

    hiç bir zaman konuyu ikili ilişkilere getirmeden konuşmaya çalışıyordum. yani aslında bir hayal kurmuş ve ona kapılmak niyetinde olduğum için baştan tuzla buz olmasını istememiştim. ki o da bahsetmedi hiç. arada telefonuna gelen mesajlar haricinde rahatsız edici bir detay da gözüme çarpmamıştı. aslında var dese ne olacaktı ki hepi topu 2 gündür tanıdığım bir kızdı.

    daha sonra gene biraz yürümeyi teklfi etti. bazen insan o an hiç bitmesin ister öyle bir andı benim için. yani sonsuzluk yürüdüğümüz yol olsaydı ve her seferinde başa sarsaydı ben o yolu yürümek isterdim her defasında ; ayaklarımın kopma pahasına. fakat ne yazık ki öyle olmuyor zaman bizi hayata sunulan armağanlar gibi algılıyor ve sadece hayatın akışına zehrini akıtmıyor. bize ise tüm kötü yönleri kalıyor geçen zamanın.

    akşama doğru evine bıraktım, güzel geçen gün için teşekkür ettim. teyzeme geçtim iş çıkışı beni alması için abimi beklemeye başladım. çok geçmeden geldi eve doğru yol aldık.

    ertesi bir kaç gün belki bir hafta rutin geçti. abimle iş yerine gidiyor ıvır zıvır bir şeyler ile uğraşıyor. sebep yaratabildikçe ayline mesaj atıyordum. esra da iş yeri ortağının kızı olduğu için arada bir geliyordu. eğlenceli bir arkadaştı benim gözümde. bir erkek arkadaşı varmış istanbulda onu anlatıp duruyordu. bende kendimce akıl veriyor erkek olduğum için nasıl davranması gerektiğini falan anlatıyordum. bir akşam aylini sinemaya davet etmeye karar verdim. bir açık hava sinemasında nothing hill isimli bir film oynayacaktı.

    buluştuğumuzda sanki yıllardır hasret kalmış gibi sarılmıştım ona. hızlıca bir şeyler atıştırdık sinemaya doğru gittik. film benim beklediğimden güzeldi ve hayatımın aşk filmleri sıralamasında baş köşeye oturmuştu. belki o günden sonra 50 kereden daha fazla izlemişimdir. film bittikten sonra o da dondurma aldı ve yürüyelim dedi. yürürken hava mevsime göre çok da güzeldi. bir ara istemsiz elini tutmak istedim sonra o istekten daha hızlı bir şekilde vazgeçtim.

    evinin önüne geldiğimizde sarılıp yanağından öpüp bu güzel akşam için teşekkür edecekken ne olduğunu anlamadan bir anda dudaklarımdan öpüp ;

    - özür dilerim, iyi geceler diyerek eve doğru koştu..
    ..
    #35969502 :)
  • gergin ataman

    114.
    kadın mıdır? erkek midir? gay midir? o kısmıyla beni ilgilendirmeyen yazar.

    genelde yazdıklarını okurken kasılmadan, rahat rahat okuyup çoğunlukla düşüncelerine katıldığım yazar. moderasyon hakkında da ne yazdı bilmem ama altına bende imza atarım. bu moderasyonla ilgili moonlight sonata hariç olumlu refere edebileceğim bir ismi de tanımıyorum. şimdi 8. nesil yazarlar falan gelir de ya 11.nesile bak falan derler diye şu notu da düşeyim ; siz yokken ben vardım bu sözlüğün ilk gününde. algılamanızı kolaylaştırmak için şunu da ekleyeyim ; bazen haklı sebeplerle gider insanlar sonra gene dönerler. ayrıca burası bir mahalle ise moderasyon bu mahalleye adil abilik yapmak zorunda.

    sol framede am göt meme ana bacı başlıkları cirit atarken moderasyon işini yapmıyor. trollüğe izin versin ama trollükten sonraki ince çizgiye kimseyi geçirmesin. böyle yazarlar da böylelikle boş yere çaylak edilmesin.
    #35968102 :)
  • yeni şeyler getiriyorum